Genel Bilgi
Halk Ozanları
Rafting
Yöresel Müzikler
Folklorumüz
Eski Tarihi
Nasıl Gidilir ?
Konaklama
İdari Yapı
Köylerimiz
Linkler
 
Folklorumüz

ERKEK GİYSİLERİ

Dağlık bir bölge olan Yusufeli'de giysiler ekonomik ve sosyal şartlara uyum göstermiştir. Aslında bütün bölgelerde bu kural geçerlidir. Eskiden Şal- Çuha denen ve tezgahlarda dokunan kalın kumaşlar giyilirdi. Bu kumaşlar genellikle keçi kılından dokunurdu. Kıllar iğle eğirilerek ip haline getirilir kuyu denen tezgahlarda dokunurdu.

Altta şalvar, arkası geniş ve yarım poturlu ağı ise biraz düşükçe alta doğru daralan bir şekildedir. Şalvarın en alt kısmına önceleri ayak tabanına geçecek şekilde ip bağlanırdır. Daha sonraları topuktan bir karış yukarı doğru yandan düğmeler dikilmeye başlanmıştır. Bu oturup kalkarken yukarı sıvanmayı önler. Bilahare bu ip yerini geniş lastik alır. Yine yörenin çok dağlık olması tarım ve hayvancılıkla uğraşma gereği şalvarın şeklini etkilemiştir.
Daha sonraları bu şalvarın yerini İngiliz külotu denen pantolonlar almıştır. Bunun özelliği alt taraf yine dar arkada potur yok diz ile bel arası kavisli bir şekilde olup dizden aşağı yandan düğmelidir. Ayakta ise bilindiği gibi çarık. Yine ayakta yün ve diz boyu çoraplar giyilir.  Makbul çarıklar öküz derisindendir. Vücudun üst kısmında içte gömlek vardır.

Ön tarafı açık ve düğmelidir. Boğaz kenarında siyah şeritler bulunur. Bunlar süs olmayıp kiri göstermemek için uygulanmıştır. Boğaz yarım dik yaka şeklindedir. Cepken denilen üst giysisi şalvar gibi Şal - Çuha denen ve tezgâhlar da dokunan kumaşlardan olurdu. Ön tarafı elips şeklinde açıktır. Bağlandığı zaman belden sol taraf sağın üstüne gelir ve boğaz ile göğüs arası V şeklinde olur. Kenarları sarı veya beyaz şerit başta kabalak denilen başlık bulunur. Mısırın çok yaygın oluşu kabalağa bir de püskül takılmasını sonuçlanmıştır. Hem süs hem de sembol 'dür.
Kabalağın yanları uzun olur. Bazen yanlar başa sarılırken bazen yüzü ve boğazı korumak için kullanılır.

KADIN GİYİSİLERİ

ÜÇETEK:
Şavşat, Artvin' in merkez köyleri, Yusufeli, Ardanuç ve Borçka'nın iç kısımlarıyla Arhavi ve Hopa' nın merkeze yakın köylerinde giyilmekte olup bu gün bile bazı köylerde üçeteğe rastlanmaktadır. Üçetek genel olarak düğünlerde ve bayramlarda giyilir. Yalnız kışın soğuktan korunmak için devamlı giyildiği tespit edilmiştir. Ön tarafı tamamen açık, belden az aşağıdan itibaren iki yırtmacı bulunmaktadır. Genellikle kalın ve parlak kumaştan olur.
FİSTAN:
rahat hareket edebilmek için alt tarafı oldukça geniştir. Beli bol ve ayak topuğuna kadar uzunluğu vardır. Etek kısmına süs şeritleri konur. Ön tarafı boğazdan göğüs altına kadar açıktır. V şeklindeki yakanın kenarları da şeritlerle süslenir. Şeritler üstüne düğmeler dikilir. Bu düğmeler daha çok gelinlik genç kızlarda görülür. Kolları uzundur ve ucu şeritlidir. Bazen üç etek giyilmeden sadece fitan giyilir.
ŞALVAR:
Boldur ve topuğa kadar iner. Topukta düğme ile bağlanır. Ağ kısmı geniş olur. Şalvarın genişliği Anadolu kanının bilhassa gurbetçi bölgeler de çokça işi yüklenmesi ve çok çalışması nedeni ile genişliğe gerek duyulduğundandır. Şalvarlar öteki giysilere nazaran daha kalın kumaşlardan yapılır. Alt kısmına yani topuktan 20-25 cm yukarı kadar daha kalın şal kumaş dikilir. Bunlara mahallinde tozluk denir.
 
GÖMLEK:
Tıpkı fistan gibidir. Fark olarak biraz daha dar, üst kısmı kapalı ve altta şerit bulunmaz. Fistandan kısadır. Boğaz önden veya yandan düğmeli olur. Genellikle beyaz renkte olurlar.
BAŞ:
Başa iyice oturan bir yarım kofi vardır. Mahallinde kasnak denir. Kofinin üstüne yazma bağlanır. Gelinlik çağındaki kızlarda alında altın veya gümüş takılar bulunur. Yaşlı kadınlar ise tezgâhlarda dokunan ve leçek denilen ince çizgili örtüler bağlarlar. Saçlara boncuklar takılır.
PEŞTAMAL:
Her zaman için özel olarak dokunur. Taşıma ve toplama aracı olarak kullanıldıkları için kalın ve dayanıklı olmaları gerekir. Peştamal' lar bele kaşik denilen ince uzun örgülerle bağlanır. Yine kuşaklarda bağlanır. Kuşaklar ekseri açık ve kırmızı renkte olurlar.
YELEK:
Bilhassa kışın çok giyilir. Kalın kumaştan yapılır. Kolları fistana göre biraz daha kısadır. Kenarları şeritlerle süslenir.
Bu gün artık bu giyisiler sadece hafızalarda kalmış tatlı birer anı gibidir. Cumhuriyetten sonra yörede erkek ve kadın giyim kuşamı tamamen değişmiş, Türkiye'nin herhangi bir yeri ile aynı hale gelmiştir.

YUSUFELİ HALK ÇALGILARI

Yusufeli'de zurna olarak orta kaba Zurna kullanılır. Davul orta boy davuldur.
Tulum: Bu yörede çalınan tulum Doğu Karadeniz in kıyı kesiminde çalınan tulumun sesini tutmaz. Onlar genellikle ince sesli hemen hemen kemençe ayarında tulum çalarlar. Artvin ve iç bölgelerdeki daha kaba seslidir. Sesi bir hayli gürdür. Karadeniz tulumunda, bilhassa Hemşin 'liler çaldıkları tulumda tonu veren Daden denilen kısımlar beşer deliklidir.

Bizde ise dadenlerin biri beş öteki üç deliklidir. Artvin içinde ve çevrede Öküz bonuzu ses tonunu gür ve toplu vermesi için havın ucuna takılır. Üflenen kısma sübap takılmadığı için tamamen nefes gücüne dayanır. Yusufeli ilçesi ve köyleri bu çalgıyı devamlı kullanmaktadır. TULUM KESİNLİKLE YANINDA BAŞKA BİR MÜZİK ALETİ KABUL ETMEZ BAŞLI BAŞINA BİR ÇALGIDIR.

HALK OYUNLARI

Halk oyunlarını ilçemiz içinde araştırıp incelediğimizde çok değişik yapı ve ritimlere sahip olduğunu görürüz. Oyunlar genellikle toplu olarak oynanır. Erkekler dışarıda yani meydanda, kadınlar ise içeride (evde) oynarlar. Erkek ve kadın oyunları grup olarak oynandığı gibi tek olarak oynanan köçekler de vardır.

1. Yusufeli'nin Çoruh vadisi boyunda, Artvin kesimine yakın olan köylerinde oynanan oyunlar : Bu yörenin oyunları davul - zurna eşliğinde genellikle Atabarı, Deli Horon, Düz Horon, Ondörtlü ve Sarı Çiçek oyunları olup, erkekler tarafından kalabalık karşısında meydanda oynanır. Kadınlar ise evde, kapalı yerlerde türkü ve maniler söylemek suretiyle kendi aralarında oynarlar. Kadın oyunlarında çalgı yoktur.

2. Yusufeli'nin Çoruh vadisinde, Erzurum yöresine yakın olan köylerinde oynanan oyunlar : Bu yörenin oyunları Erzurum yöresi halkoyunları etkisi içinde görülür. Örneğin : Ağır Bar, Temir Ağa, Hoşbilezik, Koçeri, Sallama, Üçayak gibi oyunlar. Bu oyunlar ağır tempolu oyunlardır. Bu yörede halkoyunlarına karşı aşırı başlılık ve ilgi görülür. Oyuna katılacak kişiler yaş sırasına göre dizilirler. En başta yaşlılar, sonra orta yaşlılar ve en sonunda da gençler yerlerini alırlar. Bu durum Yusufelililerin birbirlerine karşı olan saygılarının bir ifadesidir.

3. Yusufeli'nin Barhal vadisinin oyunları : Bu yöre oyunlarından söz etmeye başlarken Kobak oyunundan bahsetmek gerekir. Kobak oyunun hemen hemen milli bir oyun haline gelmiştir. Kobak oyununun kendine has müziği, türküsü ve ritmi vardır. Tulum eşliğinde oynanır. Oyun oynayanlar çok kalabalıktır. Oyunu bir kişi idare eder. O kişi oyunun bütün figürlerini en iyi bilen kişidir ve gerektiği yerlerde verdiği komutlarla oyunu daha neşeli ve çekici hale getirir. Heyecan duyguları kabaran herkes bu oyuna iştirak eder. Böylece oyuna katılanların sayısı iki - üç misline çıkar. Çalgı bir ara durdurulup, oyunun türküsünü karşılıklı olarak söylerler .

Oyunlar Hakkında Bilgiler:

Kobak: Halka yapısı biçiminde, tulum eşliğinde genellikle erkekler tarafından oynanır. Oyun, adını Yusufeli'nin Kobak köyünden almıştır. Oyunun kaynaklanması Çoruh Nehri ile de ilgilidir. Oyun içerisindeki bazı figürler, Çoruh Nehrinde kürek çekme hareketlerini gösterir. Kobak Oyunu belli başlı komutlarla (Topal, Topal -işle, İşle-üç vur sağa, üç de sola, çek kürek çek, Ha vurdu Kobak... gibi) kendine has bir oyundur. En çok oynanan oyunlardandır. Nadir olarak kız erkek karma olarak da oynanır. Daha çok düğünlerde ve eğlencelerde oynanır. Sayı sınırlaması yoktur. Herhangi bir değişikliğe uğramamıştır.


Cilvelo Oyunundan bir bölüm

Cilvelo: Genellikle halka yapısı biçiminde oynanan bir kadın oyunudur. Oyun oynanırken atma türküler söylenerek karşılıklı soru ve cevaplarla oynanır. Oldukça estetik bir yapıya sahip olup, sağa sola yürüme ve üçleme figürlerinden oluşur. Cilvelo, düğün ve eğlencelerde daha çok türkü olarak söylenip, kadınlar tarafından oynanır. Oyun adını türkü sözlerinden almıŞtır. Oyunda anlatılmak istenen tema : beğenme, beğenilme ve kur yapmadır. Genelde düğün ve eğlencelerde oynanır.


Cilvelo Oyunundan bir bölüm

Koçeri - Koççari: Oyun adını bir erkek adından almıştır. Bu kişi çok gezen, çok dolaşan, yerinde durama yan bir kişidir. Bölgede genç kızların bir kahramana olan duygu ve çağrısını dile getirir bir oyundur. Genç kızların bir koçeriye vurulmasıyla onu gördükleri zaman beğenilmek maksadıyla oynadıkları bir oyundur. Oyun oynanırken bu kahramanı da aralarına şöyle davet ederler : "Oy ninni koçeri, Sallan da gel içeri" diye söyleyerek kahramanı davet ederler. Oyun halay yürüyüşü gibi başlar, hızlanma çapraz ve çöküş figürlerinden oluşur. Oyun halka yapısı biçiminde oynanıp, belli bir sayı sınırlaması yoktur. Oyunu kuran kişinin Koççari isimli bir erkek olduğu araştırılmıştır.


Koçari oyunundan bir bölüm

Deli Horon: Halka yapısı içinde oy nanan, Artvin'in temel oyunlarından biridir. Figürlerin birçoğunun gerginlik, sertlik ve gerilim içerisinde yapılması oyuna bu niteliği ve adı kazandırmıştır. Oyunda coşkuyu sağlamak için atılan naralar (kıcına) esastır. Her figürü belirleyen komutlar, yöresel sözlerle verilir. Bu komutlar : Başla, BaŞla işle, İşle-kollar üstte, Kollar siya-kındır oyna, Dura durakollar çabuk- gel oguna diza- vuur orta topuk... gibidir. Oyunda sayı sınırı yoktur. Genellikle meydanda oynanır. Oyunun kaynakçası hakkında ve hazırlanışı, oynanışı, hareketliliğinin yörede birlik, beraberlik ve dayanışmanın sembolü olduğuna, kararlılık ve güçlülüğü ifade ettiği konusunda ortak düşünceye varılmıştır. Halk arasında, bu oyununa dair "Deli Horon oynandığı yerde kırk yıl ot bitmez" sözü ve esprisi yaygındır. Bazı kesimlerde Kuçen Deli Horonu, Kocabey Deli Horonu gibi isimlerle de oynanır. Oyunu kuran kişi bilinmeyip, Artvin'in en güzide oyunudur. Yalnız erkekler tarafından oynanır. Yapılan düzenlemelerde oyunun geleneksel formunda, adım ve figürlerinde hiçbir düzeltme yapılmamıştır. Orjinal haliyle sahnelenmiştir.


Deli Horon Oyununudan bir görünüm.

Düz Horon: Genellikle düğünlerde kızlı-erkekli beraberce oynanır. Çoğunlukla yüz açımı törenlerinde oynanır. Halka yapısı biçiminde oynanan temel oyunlardan olup, Hareketli, estetik, oldukça canlı bir oyundur. Çoruh'un durgun zamanlarını sembolize ediyor olmasından dolayı zaman zaman Durgun Çoruh adıyla da anılır. Oyun, başlangıcından bitişine kadar belli bir tempo ve coşku ile oynanır. Sayı sınırlaması yoktur. Kalaba lık bir kitlenin katılımıyla coşku içinde oynanan bir oyundur. Herhangi bir düzenlemeyle şekil değişikliğine uğramamıştır.


Yukarı